21 Ekim 1999 sabahı... Ankara'da bir evin önünde, bir otomobilin kapısı kapanmadan bir patlama duyuldu. O gürültü yalnızca bir insanı değil, bir dönemin aydın sesini susturdu. O insan Ahmet Taner Kışlalı'ydı. Ama o gün aslında fikirler ölmedi; sadece bir kalem susturuldu. Ahmet Taner Kışlalı, Cumhuriyet’in yoksul evlatlarından biriydi. Tokat’ın Zile’sinde doğdu, Cumhuriyet’in eğitimiyle büyüdü. Bir köy çocuğuydu; ama Fransa’da doktora yapacak kadar cesur, Türkiye’ye dönüp gençlere yol gösterecek kadar inançlıydı. O, Atatürk’ün “fikri hür, vicdanı hür” kuşağının son büyük temsilcilerindendi. Siyasete girdiğinde koltuk değil sorumluluk taşıdı. CHP’den İzmir milletvekili seçildiğinde 38 yaşındaydı. Kültür Bakanı olduğunda da makamı bir güç değil, halka hizmetin aracı olarak gördü. Sanatın, düşüncenin, kültürün iktidarların malı olamayacağını savundu. Ve bunu söylerken gözleri dolardı; çünkü Cumhuriyet’in aydınlanmasına inanıyordu. Ahmet Taner Kışlalı, siyasetin kirlenmeye başladığı dönemlerde bile ahlaktan vazgeçmedi. Yolsuzluklara, riyakârlığa, gericiliğe karşı kalemiyle mücadele etti. Cumhuriyet gazetesinde yazdığı bir yazıda şöyle diyordu: “Cumhuriyet sadece bir rejim değil, ahlakın devletleşmiş halidir.” Tehdit edildi, susturulmak istendi ama geri adım atmadı. O, “Korkmadım, çünkü haklıydım.” diyebilen bir aydındı. Ve bir sabah, kızına veda ettikten dakikalar sonra, arabasında patlayan bombayla hayattan koparıldı. Faili meçhul dediler… Ama aslında failler belliydi: cehalet, kin ve korkaklık. Bugün hâlâ Kışlalı’yı anıyorsak, bu yalnızca bir suikastı hatırladığımız için değildir. O, siyasetin vicdanını temsil ediyordu. Ahlakın, laikliğin, düşünce özgürlüğünün sembolüydü. Cumhuriyet’in bir aydını, halkın bir öğretmeniydi. Ahmet Taner Kışlalı bu ülkenin aydınlanma tarihine hakikatin bedelini yazarak geçti. O bedeli ödedi ama bize düşen onun sesini bugüne taşımaktır. O, bir Cumhuriyet aydınıydı. Bir devlet adamıydı. Ve bugün hâlâ bizden daha Cumhuriyetçiydi. Ahmet Taner Kışlalı’yı ölümünün yıl dönümünde saygı, özlem ve minnetle anıyorum.
